FOTOPUT.COM

 
Ana Sayfa
İletişim
Ziyaretşi defteri
yerli ve yabancı filmler
bilgi köşesi
güzel sözler kategorisi
animasyonlarım
GÜZEL SÖZLER
siteyi nasıl buldun?
islam ile ilgili bilgiler
dizi kategorileri
minik peri oyunları
hepsi grubu hakkında bilgiler
winx hakkında bilgiler
bratzın simli resimleri
bilim adamları ve bilgileri
türkiyemiz
il kodları ve tel.
sinop hakkında bilgi
tüm illerin resimleri ve bilgileri
yaşanmış gerçek olaylar
çocuk isimleri ve manaları
kategoriler
şiir kategorileri
site süsleri
mikroplar hakkında bilgi
bulutlar hakkında bilgi
saç hakkında bilgi
kediler hakkında bilgi
galaksi hakkında bilgi
magazin haberleri
el sanatı
bilgilerimize bilgi katalım
gece-gündüz ve mevsimler
okyanuslar-denizler
suyumuzu tasarruflu kullanalım
vücudumuz
güneşin çekim kuvveti
çikolata hakkında bilgi
yapılan icatlar
eğlence diyarı
hesap makinesi
zeka testi
atatürk'ün hayatı
atatürk'ün sözleri
atatürk'ün devrimleri
gençliğe hitabe
m.kemal atatürk
mustafa k.atatürk
Atatürk ' ün Cumhuriyetle İlgili Söylediği Sözler.
oyun siteleri
Atatürk'ün inkilapları
seni seviyorum demenin 111 yolu
atasözleri
msn nickleri
simli resim kategorisi
şarkılar
komik videolar
şiirler
cemre
yasemin
eren
ödevler
hz.muhammed
gazeteler
rüya tabirleri
bilmeceler
çevre kirliliği
Yeni sayfanın başlığı
tc.kimlik no sorgulama
Galeri
belirli gün ve haftalar
dogum günü
bilgi köşesi 2
karete
aslanlar hakkında bilgi
oyuncaklar hakkında bilgi
müzeler
annneler günü
içecekler
hayvanlar hakkında bilgi
sakız
çizgi fimler
chat yeri
arkadaşlarım
çok şık aksesuarlar
 

atasözleri

   
 
   

Aba altından değnek göstermek: Sakin, yumuşak görünmekle birlikte karşısındakini gizliden gizliye korkutmak.”Sakın onlara aba altından değnek göstermeye kalkma, yoksa kaçırırsın.”

Abacı, kebeci, ara yerde sen neci?: “Tamam, ilgililer bu işe karışabilirler, ama sen neci oluyorsun” anlamında kullanılır.

Abayı yakmak: Gönül verip âşık olmak, tutulmak.”Türkmen kızına abayı yakalı beri, sazı elinden düşürmez oldu.”

Abbas yolcu: 1. Yola çıkmaya kesin kararlı.”Abbas yolcu! Daha fazla oyalamayın.” 2. Ölmek üzere (olan). “Komaya girdi, abbas yolcu mu ne?”

Abesle iştigal etmek: Yersiz, yararsız, boş ve anlamsız şeylerle vakit geçirmek.”Şu yaşa geldin, ama abesle iştigal etmekten vazgeçmedin.” Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Kas 04

Baba adam: Ağır başlı, iyi yürekli, olgun, hoşgörülü, yaşlıca adam.”Ne baba adammış meğer, ailesinden değil, komşularından bile kimseyi ihmal etmedi.”

Babası tutmak (veya babaları üstünde olmak): Çok fazla öfkelenmek, kızgınlığı her hâliyle belli olmak.”İş meselesini konuşamadım, çünkü babaları üstündeydi odasına girdiğimde.”

Babana rahmet: “Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun” anlamında hoşnutluk, memnunluk bildirmek için kullanılır.

Baba ocağı (evi veya yurdu): Dededen, babadan kalma ev; toprak, yurt.”Borçları yüzünden baba evini satmak zorunda kaldı.”

Babasının hayrına (mı?): Hiçbir çıkar gözetmeksizin.”Babasının hayrına mı yaptı sanıyorsun senin işini?” Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Kas 04

Cadı kazanı: Fesadın ve dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, türlü düşmanlıkların kaynaştığı, hile ve düzenlerin kurulduğu yer.”Mahalle bir anda cadı kazanı gibi kaynamaya başladı.”

Caka satmak: Çalım satmak, gösteriş yapmak.”Caka satmayı bırak da işine bak.”

Cambul cumbul: Pek sulu, suyu bol (yemek için).”Yemek cambul cumbuldu ama lezzetli olmuştu.”

Cana can katmak: İnsanda yaşama sevincini artırmak; insana neşe, heves ve iç gücü vermek.”Ah o cana can katan yaylaya bir daha çıkabilsem.”

Can alacak yer (nokta): Bir şeyin en önemli yeri, en temelli noktası.”Meselenin can alıcı noktasına bir türlü ulaşamadık.”

Cana minnet (bilmek): İhtiyacı olduğu hâlde arayıp da bulamadığı şeylerden saymak.”Yalnızca su mu? Canıma minnet, çabuk ver.” Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Kas 04

Çaba göstermek: Bir işi başarmak için uğraşmak, kuvvet harcamak.”Çaba göstermeden amacına ulaşamazsın.”

Çabalama kaptan ben gidemem: “Zorlamanın hiç faydası yok, ben bu işi yapacak güçte değilim; boşuna uğraşıyorsun, yapamam, gitmem,” anlamında kullanılır.

Çağ açmak: Yeni bir gidişin, tutumun öncüsü olmak; evrensel bir gidişe yol açmak.”İstanbul` un fethiyle yeni bir çağ açıldı.”

Çakar almaz: İşe yarar gibi görünse de aslında yararsız, bozuk olan.”Çakar almaz bir tabancayla bizi korkutacağını sanmıştı.”

Çakı gibi: Canlı ve atik, çevik.”Çakı gibi delikanlı olmuş.” Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Kas 04

Dağa çıkmak: Hükümete, kanunlara karşı gelerek dağlara çekilmek, buralarda eşkıyalık etmek.”Düğünü basanlar dağa çıkmışlar.”

Dağa kaldırmak: Herhangi bir sebepten ötürü birini zorla dağa veya ıssız bir yere götürüp orada alıkoymak.”Eşkıyalar, karakol komutanının oğlunu dağa kaldırmışlar; ne istedikleri henüz belli değil.”

Dağarcığına atmak: Yeni bilgilerini, eski bilgilerine katmak; yeni bilgileri zihnine yerleştirmek.”Öğrendiği her yeni bilgiyi dağarcığına atmayı ihmal etmedi.”

Dağdan gelip bağdakini kovmak: Daha sonradan geldiği bir yere ya da karıştığı bir işte eskiden beri bulunan bir kişinin yerini almaya çalışmak.”Şu densize bak hele, dağdan gelip bağdakini kovuyor!” Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Kas 04

Ecel aman verirse: Ölmezsem, ömür yeterse.”Ecel aman verirse torunumu da görürüm.”

Ecel teri dökmek: Çok korkmak, heyecan içinde bulunup terlemek, korku ve bunalım içinde olmak.”Köprüden geçerken ecel terleri döktüler.”

Eceli gelmek: Ölmek, sonu gelmek, yok oluş vakti gelmek.”Herkesin eceli gelecek ve bu dünyadan göçecek.”

Eceline susamak: Ölümüne yol açacak kadar tehlikeli işlere girişmek.”Bırak o silâhı elinden, eceline mi susadın sen?”

Eciş bücüş: Çarpuk çurpuk, eğri büğrü, düzgün yanı olmayan, çirkin bir biçim almış bulunan.”Eciş bücüş bir yazıyla karşılaşınca şaşırdı.” Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Kas 04

Faka basmak: Tuzağa düşmek, aldatılmak.”Beni nasıl faka bastırdılar anlayamadım bir türlü!”

Fareler cirit oynamak: Bir yer ıssız olmak, kimseler bulunmamak.”Koca köyde fareler cirit atıyordu.”

Farkına varmak: Gözüne çarpmak, orada bulunduğunu anlamak, fark etmek.”O kalabalıkta senin farkına varacaklarını sanmıyorum.”

Felce uğramak: 1. Bir işin tamamen bozulması, durup ilerleyemez olması. 2. Hastalık sebebiyle organlarının bir kısmı çalışamaz duruma gelmek, kötürüm olmak.”Yaptığımız işin felce uğramasından korkuyorum.”

Feleğin çemberinden geçmek: Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış.”O ihtiyar mı? Feleğin çemberinden geçmiş biridir o.” Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Kas 04

Gafil avlanmak: Hiç beklenmedik bir sırada yakalanmak, habersiz ve hazırlıksız olduğu sırada zor duruma düşürülmek.”Ben gafil avlanacak bir insan değildim ama oldu bir kere.”

Gaflet basmak: Uykusu gelmek.”Siz konuşurken beni bir gaflet bastı ki hiç sorma, sizin konuştuklarınızı anladım diyemem.”

Gam yememek: Kaygılanmamak, tasa etmemek, üzülmemek.”Seni bir kez daha gördüm ya, artık gam yemem.”

Gani gönüllü: Cömert, eli bol, vermekten kaçınmayan.”Gani gönüllü insanlara artık günümüzde pek rastlanmıyor.”

Gâvur etmek: Boşuna harcamak, işe yaramaz duruma getirmek, yerinde harcamamak.”Onca parayı bu eve verip gâvur etti.” Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Kas 04

Ha Hoca Ali, ha Ali Hoca: Farklı gibi gösterilen iki şeyin, gerçekte hiçbir değişikliği yoktur, “ikisi de birdir” anlamında kullanılır.

Ha babam (ha): 1. Devamlı olarak, hiç durmadan. 2. Karşısındakinin çabasını, gayretini artırmak için kullanılır.”Ha babam ha, az kaldı, bitireceğiz işi.”

Habbeyi kubbe yapmak: Önemsiz, küçük bir şeyi büyütüp mesele çıkarmak.”Söyle ona, habbeyi kubbe yapıp durmasın, ne olmuş çocuk biraz geç kalmış da!”

Haber uçurmak: Çabucak, gizlice haber göndermek.”Hemen haber uçurun köye, kaymakam bu gece misafir olacakmış!”

Ha bire: Durmadan, arka arkaya, sürekli olarak, ara vermeden.”Tarlada bir adam ha bire çalışıyordu.” Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Kas 04

Icığını cıcığını çıkarmak: 1. Her yanını ellemek, didiklemek. 2. Bir meseleyi en ince ayrıntılarına kadar soruşturmak, incelemek.”İyice ıcığını cıcığını çıkardınız meselenin.”

Ikınıp sıkınmak: Bir işi yapabilmek için kendini çok zorlamak.”Ikınıp sıkındı ama bir çare bulamadı.”

Isıtıp ısıtıp önüne koymak: Daha önce meydana gelmiş bir olayı ya da bir işi bir düşünceyi yeniden, sık sık tekrarlamak.

Iska geçmek: 1. Hedefe isabet ettirememek, vuramamak. 2. Üzerinde durmamak, önem vermemek, atlamak.”Bu sefer de ıska geçersen kaybedeceksin.”

Iskartaya çıkarmak: İşi yaramaz, değersiz bularak bir yana atmak.”Beni hiç kimse ıskartaya çıkaramaz.”

Işığı altında: Bir durum veya düşüncenin konuyu aydınlatmasından yararlanarak, onu göz önünde tutarak.

Işık tutmak: 1. Karanlık bir yeri ışıkla aydınlatmak. 2. Bilgisiyle, düşüncesiyle bir konuya açıklık getirmek, tutacağı yolu göstermek.”Kutlu Peygamber hemen her konuda ışık tutardı çevresindeki insanlara.”

 
 
    Hoşgeldiniz  
     
   
 
Bu 24 saat içinde sitemde 4 ziyaretçi (121 klik) vardı


Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı!

Myspace Calendar